Merhabalarrrr..
Bugün size arkadaşım havalı ile Balat maceramızı anlatıcam. Macera dediğim de
iki sokak dolaştık geldik. Ama benim gibi üşengeç biri için önemli bir adım
bence :D
Yazdım mı
bilmiyorum ama okuduğum bölüm mimarlık. Zaten bu bölümü okumasam iki sokak
öteye gitmezdim herhalde. Bir dersin
ödevi için Balat’a gidip cephesinde bozulmalar olan bir yapı seçip cephenin
rölövesini çizicez.
Havalı ile
Eminönü’nde buluşalım dedik. Ben bir saatlik mesafeden gelecektim , havalı ise
on dakikalık mesafeden gelecekti. Bilin bakalım kim önce geldi? Tabi ki ben.
Zaten hep böyle olmaz mı? En yakındaki arkadaş geç kalır, uzaktan gelense yarım
saat erken gelmiş olur. Ben erken geldiğim için meydanda bekledim havalıyı.
Dedim o gelene kadar mısır aliyim. Ben
tam mısırı aldım havalı geldim dedi. Yanına geçerken bir yandan da mısırımı
yemeye devam ettim havalı mısırımdan istemesin diye. Gitmeden bitiriyim diye.
ben böyle mısırımı yerken bi tane teyze bana doğru el kol hareketi yaptı.
Arkama falan baktım kimle muhattap oluyor diye, kimse yoktu. Teyze böyle böyle
devam edince beni mi çağırıyor falan derken yanına gittim. Bana para uzatıp
yavrum bana da mısır alsana ben kalkmiyim dedi.
Dışarda insanların muhattap olduğu, yardım
istediği, yol sorduğu kız tipi var bende galiba. O nasıl tip demeyin arkadaşlar
var öyle bişi ben inanıyorum. Ben yolda yürürken arabayı durdurup bana parfüm
satmaya çalışan oldu ya. Kız arkadaşının yanına gidicekmiş benzin parası
lazımmış da bi şirket ona bu ürünleri vermiş de o da gönlümden ne kadar koparsa
o kadara satıcakmış falan. Bi kere de markette bi amca soru sordu, ben burda
çalışmıyorum diyince bana söve söve uzaklaştı. Neyse işte teyzenin mısırını
aldım. Eksik para vermişti ama mısır satıcısı ben eklerim sorun değil desem de
kabul etmedi. Teyzeye mısırını verdim.
Ben mısırı bitirip çöpe atarken havalı geldi
ve gördü. Yanıma yaklaşırkenki nefret dolu bakışı hala aklımda. Bana niye
bırakmadın diye çemkirdi. Ben demiştim :D
Balat
otobüsüne binip on dakikada balata geçtik ve Allah’a emanet dolaşmaya başladık.
Havalı ben acıktım diye söylenmeye başladı, ben de çişim geldi diye zırlamaya
başladım. Bi ödev varsa ve ödevi havalıyla beraber yapıyorsak o ödev bok gibi
olacak demektir. Ödev dışında her şeyle ilgileniriz, en sonunda yorulduk sonra yaparız
diyip erteleriz.
Biz
böyle söylenerek dolaşırken havalı yemek mekanlarını inceledi, ben de nerde wc
var diye bakındım. O sırada havalı balatada bir meyhanede diye şarkı söylemeye
başladı, gülüştük, espiriler yapa yapa dolaştık. Duvar yazılarını okuyup fotoğraf
çektik, snapler attık. Manzaralı yerlerde havalı beni çeksene yea dedi. Sokak
biraz pisti diye önce sokağı temizledik, sonra havalı çekim için üstünü başını
düzeltti, sonra 37468234 tane fotoğraf çektim. Hiçbirini beğenmedi. İçinde
olmadığı fotoğrafı gösterip bak burda güzel çıkmışım şeklinde espiri yaptı.
Zaten instaya da sokak kapısı fotoğrafı koydu.
Biz böyle sokak sokak
dolaşırken yaklaşık elli basamaklı bir merdiveni çıkmamız gerekiyordu diye koşu
yarışı yaptık. Tabi kimin birinci olduğu önemli değil, önemli olan yarışmaktı
:P Tepeye ulaşınca kaldırıma çöküp biraz dinlendik. Peşinden yağmur yağmaya
başladı. Tekrar aşağı indik, yemek ve çiş molası verelim, ıslanmayalım diye bir mekana geçtik. Biz
mekana geçince yağmur durdu. Tam iki buçuk saatimiz böyle geçti. Artık yapı
bulmamız gerek diyip tekrar dolaştık ve Emlakçıların cama yapıştırdığı ilanlara
bile baktık. Hatta bi ara havalı sokaktan geçen çocukları durdurup bu yapı
nerde diyip sorguya çekti ama işe yaramadı. En son üç tane falan bulduk çok
şükür. Hadi gidelim diyip sonlandırdık gezmeyi. Üç yapıyı on beş dakikada
bulduk desem :D
Ee biraz da
Balat’tan bahset beğ derseniz, anlatamam görmeniz lazım:D
Şaka bi yana, çok
samimi bir yer. Çocuklar mahallenin muhtarı gibi herkese yardımcı olma çabası
içerisinde. O küçük bedenlerin içinde kocaman yürekler yatıyor. Gezip fotoğraf
çeken o kadar çok insan var ki kimse garipsemiyor. La bu adam benim evi niye
çekiyor demiyorlar. O sokakların arasındaki kafelere ne demeli peki? Hepsi
birbirinden şirin ve tarz. Duvarlarda yazan sözler desen kalbimi fethetti. Hele
şuna bittim.
Bir sokakta da
ikinci el kıyafetlerin bulunduğu koliye rastladık ve üzerinde ‘’paylaş kurtul
ücretsizdir’’ yazıyordu. Çok faydalı bir etkinlik olmuş.
Bir de cennet
mahallesinin çekildiği sokaktan geçtik. Çok heyecan yaptım nedense. Çok güzel
bir duygu, o kadar sene severek izlediğin, hiçbir bölümünü kaçırmadığın dizinin
anılarının saklı olduğu sokakta bulunmak. Bu nasıl cümle ya, kurarken yoruldum
anasını satiyim. Ben de böyle bi insanım. Tam duygusala bağlicam, öküzlük
damarım tutuyor.
Dizinin çekildiği mahalleden bi kare
Bu da seçtiğimiz
yapı bana ne lan demeyenler için
Bu da koşu yarışı yaptığımız merdivenler
Havalının götüne dik dik bakan apaçiler dışında her şey çok
güzeldi. Benden bu kadar hayırlı cumalar herkese..




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder