16 Mayıs 2017 Salı

DÜĞÜNDE HALAY ÇEKERKEN TOPUKLU AYAKKABISI İKİYE AYRILAN KIZIN DRAMI


   Selam. Başlıktan anlaşıldığı üzere bugün size düğünde halay çekerken topuklu ayakkabımın nasıl ikiye ayrıldığını anlatıcam. Geçen pazar günü teyzemin en büyük oğlunun düğünü vardı. Cuma günkü kınaya ne kadar kıçımı yırtsam da, kendimi yerden yere atsam da kimse beni götürmedi. Kız başıma gitmeme izin olmadığı için kendim de gidemedim. Kına günü evdeki herkese surat astım, küstüm. Sonra açtım diye annemden yemek yapmasını isteyemeyeceğim için bana pizza ısmarlarsan barışırım diyip karnımı doyurdum.
   Geldik pazar gününe. Düğüne gideceğim için çocuklar gibi şendim. Yataktan kalkmaya üşendiğim için yattığım yerden göbek attım. Bir yandan da düğüne gideceğimi belli eden twitler attım. Sonra çok zorlansam da kıçımı kaldırıp hazırlandım ve düğüne gittik. Düğün yeri girişle birlikte üç katlıydı. Her katta fotoğraf çekildik. İki adım yer değiştirelim diye diye her yerinde fotoğraf çekildik salonun. Sonra düğün başladı. Slayt gösterisi, nikah ve takı merasimi ardından salon bizim oley diyip atladık ortaya. Bi halay çektik, bi roman havası, bi ankara havası derken biz oturmak bilmedik. Bi ara yemek için masaya oturduk, abartmıyorum beş dakikayı aşmamıştır o da. Hadi kalkalım diyip ağzımızda lokmayla yine ortaya atladık o derece.
   Düğünün son bir saati falandı. Halay çekiyoruz ama nasıl uzun bi halay anlatamam. Hiç oynadığını görmediğim akrabalarım bile o kuyruktaydı. Ben böyle halay çekerken bi baktım ayakkabım yere yapışıp duruyor. Sakız yapıştı sandım. İçimden de sakızın ne işi var, kesin çocuklar attı var ya diye geçiriyorum. Ama halaydan çıksam mı yok yani. Baktım olucak gibi değil aşağı bi eğildim, görmez olaydım. Anam o ne, ayakkkabı boydan ikiye ayrılmış bildiğin. Ayakkabımın alt parçasını kaptığım gibi koştum annemlerin masasına. O an dünyanın en üzgün insanı olabilirdim, içimden de Allah’ım neden ben diye isyan ediyordum.
   Peki ben naptım? Hiç oturmadan ablamın ayakkabılarını kaptığım gibi halaya koştum. Topukları kısaydı diye elbiseme basa basa oynadım. Elbiseden cart curt sesler gelmiş, yok elbisem yırtılıcak falan gram umrumda değil, bırakmadım halayı. Hayata tutunur gibi halaya tutumdum resmen. Şimdi düşünüyorum da o ayakkabılar yine iyi dayanmış bana. İyi bi cenaze törenini hakediyor bence. Düğünün sonunda da çıplak ayaklarla döndüm eve. Akşam kız wp grubunda olanları anlattım, havalı böyle bir şey anca senin başına gelir dedi. Doğru söylüyor. Hayata belayı çeken mıknatıs olarak geldim bence. Başka açıklaması olamaz.
   Zaten düğünden sonra eve geçtiğimizde üşengeçliğimden koltuğun kenarında bıraktığım kolyemi koltuğun arasına düşürdüm. Babam dört yüz liralık kolye için altı yüz liralık koltuğu mu heba edelim kalsın orda dese de ben bırakmadım. Kolyemi istiyorum diye zırladım. Evde beş kişi tekli koltuktan onu çıkarmaya çalıştık. Annemle abim bi ara parmağını sıkıştırdı bi de onları kurtarmakla uğraştık. Baktık olmuyor önce koltuğun altını yırttık sonra da komple koltuğu söktük. Zaten şu pes etmeme olayı bizim ailede genetik yani, o iş olana kadar uğraşırlar. Neyse sonra içinden kolyemi çıkardık. Ayrıca on kuruş, yirmi beş kuruş bi de toka çıktı. Annem bak daha bişi var mı dedi. Yüzüğümü de bulaydık iyidi dedim ama bulamadık. Sonra tekrar koltuğu eski haline getirip altını koli bandıyla bantladık. Büyük ihtimalle üşengeçlikten yaptırmicaz o koli bandıyla kalıcak. Yalnız kolyede Ayetel Kürsi yazılıydı. İçimden Allah bile koruyamadı koltuğu artık evden gitme zamanı geldi bunun diye geçirdim.
   Neyse işte gördüğünüz üzere belayı çekiyorum. Bu benim en normal günüm oluyor öyle söyliyim. İlerde size bunlardan bahsedicem, yeter be içimi kararttın diceksiniz biliyorum. Hepinize iyi haftalar diliyorum hoşçakalın..






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Subscribe

Flickr